Çocuk ürolojisi
Çocuk ürolojisi de sunulan hizmet alanları arasındadır. Bu sayfa çocuklarda gece altını ıslatma, sık idrara çıkma, idrar kaçırma, idrar yolu enfeksiyonu, hidronefroz ve böbrek taşı gibi şikâyetleri ürolojik açıdan ele alır. Çocuklarda tanı, şikâyetin netleştirilmesiyle başlar; tedavi kararı çocuğun yaşına, eşlik eden hastalıklarına ve klinik bulgulara göre kişiye özel verilir.
Belirtiler
- Belirli bir yaştan sonra da süren gece altını ıslatma (enürezis)
- Gündüz sık idrara çıkma veya idrar kaçırma
- İdrar sıkışması hissine rağmen az miktarda idrar yapma
- İdrar yaparken ağrı veya yanma
- Nedeni belli olmayan ateş, yorgunluk, bulantı veya kusma — idrar yolu enfeksiyonunun belirtisi olabilir
- Koyu veya kırmızı renkli idrar
- Karın, yan veya bel bölgesinde ağrı
- Ultrason incelemesinde böbreğin toplayıcı sisteminde genişleme (hidronefroz)
Ne zaman ürologa başvurmalısınız?
- Gece altını ıslatma belirli bir yaşa kadar görülebilir; sürekli hâle geldiğinde nedeninin araştırılması gerekir.
- Sık idrara çıkma uzun süredir devam ediyorsa veya idrar yapmak ağrılıysa.
- Çocukta idrar yolu enfeksiyonu belirtileri varsa — kendiliğinden geçmesini beklemek doğru değildir.
- Ultrason incelemesinde hidronefroz saptandıysa — doğuştan olsa bile nedeni netleştirilmelidir.
- Çocukta böbrek taşı saptandıysa — her taş ameliyat gerektirmese de planı ürolog belirlemelidir.
- Önceki tedaviden sonra şikâyet geçmediyse veya taş yerinde kaldıysa — tanının yeniden netleştirilmesi gerekir; ikinci bir görüş almak faydalı olabilir.
Konular
Çocuklarda gece altını ıslatma belirli bir yaşa kadar normal kabul edilebilir. Ancak bu durum sürüyorsa araştırılmalıdır — arkasında idrar yolu enfeksiyonu, anatomik bir sorun veya işlevsel bir bozukluk olabilir.
Genel kural şudur: gece idrar kaçırma belirli bir yaşa kadar görülebilir, ancak sürekli hâle geldiğinde nedeninin araştırılması uygun olur. Hangi yaştan sonra araştırma gerektiğine hekim muayenede çocuğun yaşına ve şikâyetin niteliğine göre karar verir — herkes için geçerli tek bir yaş sınırı yoktur.
Gece altını ıslatmayla birlikte gündüz idrar kaçırma, ağrılı idrar yapma veya ateş varsa beklemeden başvurun — bu, bir enfeksiyon belirtisi olabilir.
Sık idrara çıkma çocuklarda enfeksiyon, işlevsel mesane bozukluğu veya daha nadir olarak anatomik nedenlerle ilgili olabilir ve ürolojik değerlendirme gerektirir.
Kesin tanıyı tek başına koyduran bir yöntem yoktur; her hastalığın kendine özgü bir tetkiki vardır. Mesanenin nörojen disfonksiyonunda tanıyı ne MR, ne BT, ne de ultrason incelemesi koyabilir; böyle durumlarda ürodinamik inceleme yapılması gerekir. Yani işlevsel bir bozukluktan şüphelenildiğinde sıradan görüntüleme yeterli olmayabilir ve tetkik şikâyete göre seçilir.
Kısacası şikâyete uygun belirli bir tetkik seçilir, tanı konur ve tedavi o tanıya göre belirlenir.
İdrar kaçırmanın nedenleri farklıdır ve muayene olmadan kesin bir neden söylemek doğru değildir. Tedavinin süresi de nedene ve şikâyetin akut mu, kronik mi olduğuna bağlıdır.
Akut hastalıklar ve akut sendromlar kısa sürede tedavi edilebilir. Kronik hastalıklarda ise bazen birkaç kür gerekebilir. Çocuklarda görülen idrar kaçırmada da bazen tek bir kürle şikâyet geçer; bazen de birkaç kür, hatta kapsamlı bir tedavi kürü gerekebilir.
Bu yüzden ebeveynlerin düşünceleri ve yaklaşımı da çok önemlidir. Hekime ve onun deneyimine güveniyorlarsa, tedaviyi sabırla sürdürmeleri gerekir; böylece bu şikâyetlerin sonuna gelmek mümkün olur.
Tedavinin temelini bazen tek bir ilaç oluşturur; «dört beş ilaç olsun» beklentisi doğru değildir — çok sayıda ilaç yazılması etkili olmayabilir. Kürün uzunluğu ve ilaç seçimi ancak muayenede, kişiye özel olarak belirlenir.
Her ilacın yan etkileri olabilir; reçete edilen ilacı, tedaviyi yürüten hekime danışmadan bırakmayın veya değiştirmeyin. Tek kürle sonuç alınamaması tedavinin yanlış olduğu anlamına gelmez; bir sonraki adımı hekimle birlikte belirleyin.
İdrar yolu enfeksiyonu geliştiğinde kendiliğinden geçme olasılığı düşüktür; tedavi edilmezse enfeksiyonun yayılma riski vardır. Enfeksiyon yayılırsa böbrekler etkilenebilir ve kalıcı hasar oluşabilir.
Bu enfeksiyon bazen çocuklukta, hatta bebeklikte vücuda yerleşir ve yetişkinlik döneminde de zaman zaman yeniden alevlenir; bu tür kronik durumlarda uzun süreli tedavi gerekebilir. Belirtiler: sık idrara çıkma, idrar yaparken ağrı veya yanma, ateş, yorgunluk, koyu veya kırmızı renkli idrar, karın veya yan bölgede ağrı, bulantı ve kusma, idrar sıkışması hissine rağmen az miktarda idrar yapma. Küçük bir çocuk bu şikâyetleri her zaman net olarak ifade edemez — ebeveynin gözlemi hekim için önemli bir bilgidir.
Tanıyı netleştirmek için bazen sistoskopi ve özel fazlarda çekilen tomografi gibi ek tetkikler gerekebilir; hangi tetkikin gerektiğine hekim şikâyete göre karar verir. Antibiyotik seçimi ve kürün uzunluğu kişiye özel belirlenir ve her çocuk için aynı değildir. Antibiyotiklerin yan etkileri olabilir; yarım bırakılan bir kür ise enfeksiyonun tekrarlamasına yol açabilir — kür, hekimin talimatına göre tamamlanmalıdır.
Koyu veya kırmızı idrar, idrarda kan bulunduğunun belirtisi olabilir. İdrarda görülen kan her zaman muayene gerektirir — ağrı olmasa bile, bir kez görülse bile; gerektiğinde sistoskopi ve görüntüleme yapılır.
Hidronefroz, bir veya her iki böbreğin toplayıcı sisteminin (kaliksler ve böbrek havuzu) genişlemesine denir. Her yaşta görülebilir; doğuştan veya sonradan kazanılmış olabilir.
Böbrek yetmezliğinin nedenleri prerenal, renal ve postrenal olarak ayrılır; postrenal form ürolojik kabul edilir: böbrekten çıkan yollarda herhangi bir tıkanıklık varsa, bu ürolojik bir nedendir. İdrar yolunu tıkayan taş gibi bir engel böbreğin genişlemesine yol açabilir; böyle durumlarda zamanında müdahale böbreğin işlevini korumaya yardımcı olabilir.
Hidronefrozun nedeni ve müdahalenin gerekip gerekmediği ancak muayeneden sonra belirlenir; izlem mi yoksa müdahale mi kararı çocuğun yaşına ve tetkik sonuçlarına göre kişiye özel verilir. Her müdahalenin — küçük kesiyle yapılsa bile — anestezi ve komplikasyon riskleri vardır; yöntem ebeveynlerle görüşülerek seçilir.
Her böbrek taşı için ameliyat gerekmeyebilir. Böbrekte taş varsa nerede yerleştiği çok önemlidir: böbrek havuzuna yerleşmiş ve genişlemeye yol açıyorsa ameliyat edilmelidir; yine de her hastaya bireysel yaklaşılır. Bol su tüketimine ve ilaç tedavisine rağmen düşmeyen veya erimeyen taşlarda ameliyat düşünülebilir.
Ameliyat şu durumlarda düşünülür: şiddetli ağrıya veya enfeksiyona yol açan taşlar; tedaviyle düşürülmesi mümkün olmayan taşlar; kanamaya neden olan taşlar; böbrekte işlev kaybına yol açabilecek taşlar; tam tıkanmaya neden olan taşlar; tek böbrekteki taşlar.
Kapalı (kesisiz) taş ameliyatında başlıca sınırlayıcı etken taşın boyutudur: büyük taşlarda kırıntıların dağılması sorun yaratabilir ve uzun süren ameliyat enfeksiyon riskini artırır. Ameliyat genel anestezi altında yapıldığı için anesteziye uygun olmayan hastalara uygulanmaz; mevcut idrar yolu enfeksiyonu önce tedavi edilmelidir. Çocukta hangi yöntemin uygun olduğuna taşın boyutuna, yerine ve çocuğun genel durumuna göre karar verilir.
Kesisiz yöntemin uygun olup olmadığı tek bir boyut rakamıyla değil, tetkik sonuçlarına göre belirlenir; her yöntemin kendi riskleri vardır ve seçim kişiye özeldir.
Mümkün olduğunca minimal invaziv yöntemler — endoskopik ve laparoskopik — tercih edilir. Karar; hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları ve klinik bulgular temelinde verilir; aynı şikâyette iki çocuğa farklı yöntemler önerilebilir.
Kapalı yöntem her durumda mümkün değildir. Robotik ve laparoskopik yöntemin de sınırları vardır: büyük kitlelerde robot kullanılamayabilir, çünkü robotik ameliyat için mutlaka bir çalışma alanı gerekir ve büyük bir kitle varsa bu alan sağlanamaz. Böyle durumlarda açık ameliyata başvurmak gerekir. Hangi durumda kapalı yöntemin mümkün olduğuna, hangi durumda açık ameliyat yapılması gerektiğine cerrah karar verir. Her müdahalenin — küçük kesiyle yapılsa bile — anestezi ve komplikasyon riskleri vardır; bunlar muayenede ebeveynlerle ayrıca konuşulur.
Bakü’deki muayenelerde robotik (Da Vinci) yöntem sunulmamaktadır; uygunluk ve yöntem seçimi muayeneden sonra görüşülür.
Ürolojide çoğu durumda aç gelmek gibi özel bir hazırlık gerekmez. Temel rica, muayeneye mesane dolu, hiç değilse yarı dolu hâldeyken gelinmesidir.
Mesanede bir kitle ya da reflü denen bir hastalık varsa, mesanenin dolu olması tanının doğru konmasını sağlayabilir. Reflü (idrarın geriye kaçışı) şüphesinde tetkikin bu koşullarda yapılması sonucu etkiler. Ayrıca varsa önceki tahlil ve tetkik sonuçlarının ve çocuğun kullandığı ilaçların listesinin getirilmesi önerilir.
Glomerülonefrit ve kollajenozlar gibi böbreğin kendi dokusuna zarar veren hastalıklar nefroloji alanına girer; bu durumlarda tanı uygun tetkiklerle, hatta biyopsiyle netleştirilir ve karmaşık, uzun süreli bir tedavi uygulanır. Ürolog bu durumlarda çocuğu nefroloğa yönlendirir; ürolojik değerlendirme ise idrar yollarında bir tıkanıklık (postrenal neden) olup olmadığını ekarte etmek için gereklidir.
Son güncelleme:
Riskler ve sınırlamalar
- Hiçbir tedavi yöntemi her çocuk için aynı ölçüde uygun değildir; karar yaşa, eşlik eden hastalıklara ve klinik bulgulara göre kişiye özel verilir.
- Çocuklarda her cerrahi girişim — endoskopik, laparoskopik veya açık — genel anestezi gerektirir ve anesteziye uygun olmayan hastalara uygulanmaz.
- Kapalı taş ameliyatında başlıca sınırlayıcı etken taşın boyutudur; büyük taşlarda kırıntıların dağılması sorun yaratabilir, uzun süren ameliyat enfeksiyon riskini artırır.
- İdrar yolu enfeksiyonu olan bir çocukta önce enfeksiyon tedavi edilmeli, müdahale ondan sonra planlanmalıdır.
- İdrar kaçırmanın tedavisi tek bir kürle bitmeyebilir; birkaç kür ve ebeveynin sabrı gerekebilir.
- Sonuçlar hastadan hastaya farklılık gösterir; hiçbir müdahalenin sonucu önceden garanti edilemez.
Acil durumlar — beklemeden bir hekime başvurun
- Çocukta yüksek ateşle birlikte böbrek bölgesinde veya karında şiddetli ağrı.
- İdrar çıkışının durması veya idrarın tamamen kesilmesi.
- İdrarda gözle görülen kan — özellikle pıhtılı.
- Testiste ani, şiddetli ağrı.
- İdrar yolu enfeksiyonu belirtileriyle birlikte kusma ve genel durumun kötüleşmesi.
Muayeneye hazırlık
- Mesane dolu, hiç değilse yarı dolu hâlde gelin — bu, ultrason incelemesinde ve reflü şüphesinde tanının doğru konmasına yardımcı olur.
- Aç gelmek çoğu durumda gerekmez.
- Varsa önceki tahlil ve tetkik sonuçlarını getirin.
- Çocuğun kullandığı ilaçların listesini not edin.
- Şikâyetin ne zaman başladığını, gece mi yoksa gündüz mü olduğunu ve nasıl seyrettiğini not edin — bu, hekim için önemli bir bilgidir.
Doğrudan iletişim
Kişisel tanı ve tedavi planı ancak muayeneden sonra belirlenir. Randevu için telefon veya WhatsApp üzerinden iletişime geçin.
Diğer tedavi alanları
- Prostat Prostatit · BPH · HoLEP · Prostat kanseri
- Böbrek Taş · Kist · Tümör · Hidronefroz
- Mesane Sistit · Aşırı aktif mesane · İdrarda kan · Tümör
- Üreter (idrar borusu) Taş · Darlık · Hidronefroz · Tümör
- Üretra (idrar kanalı) Darlık · İltihap · Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar
- Testis ve androloji Varikosel · Azospermi · TESE / mikro-TESE · Erkek kısırlığı · Menide kan